a-aa aynı ben

(Normal yollardan bloguma erişemiyorum.Nedenini bilmiyorum ama bu benim sinirimi bozmaya başladı ,bir kayıt girmeyi bıraktım , profilime bile bakamıyorum.-dum yani.vtunnel'la sıvıştım ben de , akıllı ol blogger , aklını alırım!)

öhm.evet.el değmiş ,okunmuş bir yazımı yazacağım bugün çünkü asabım bozuk.Ama birazını yeni ekledim.Oku oku kapatma hemen sayfayı.

Şahsen sakız seven bir insanım.Ama dışarda,toplum içinde değil , böyle evde olsun , evde olabilir , ya da evde , sakız çiğniyorum ben.Ama mütemadiyen çiğniyorum.Yemeklerden sonra da alışkanlık haline getirdim.Neden sakız.Çünkü ben bu sakızı yutuyorum çoğu zaman ama bazı bazı böyle topak halinde monitörün önüne bırakıveriyorum , naçizane. O orada duruyor. Yanına bazen yenileri geliyor ama o orada hala bekliyor.Biliyor ki ben onu alacağım , ondan bekliyor. Bunlar klan oluyorlar aralarında , bayaa böyle renkleri de farklı (ırkçı bir kabile belli ki) ayrılıyorlar , yerleşik yaşama geçip dere kenarına iniyorlar falan.Sonra...savaş falan çıkmıyor , annem sinirlenip hepsini atıyor.

Halbuki atmasa..Elbette ki bir şeye yarar onlar.Çünkü böyle bir sapıklığım da vardır.Farklı bir şey olması mühim değil.Bir ŞEY keşfedersem , illa ki saklarım odada , atmam , çöp eve döner , yine de atmam.Belki lazım olur diye.Ha sakız ne işe yarar?Belki yaramaz , ama yine benim öyle bir sapıklığım var , sakızla oynarım.Çekiştiririm , uzatırım , örümcek ağı gibi yaparım birleştiririm...(hayır tekrar ağzıma atmıyorum yuh) Küçükken fabercastell in gri silgihamur u vardı hatırladın mı?Gerçi hala var ama.Böyle silgi niyetine satılır ama oynarsın hamurdur o.Onu biri alır sınıfta , yüzbin kere el değiştirir mesela.Onun da sapığıyımdı ben.Ama sakızı eliyle uzatan insan bi başka tabii..

Bir de bizim zamanımızda kurşun kalem vardı.Çünkü biz artık görece kopuk bi yılda olduğumuz için , her türk gencinin elinde birer rotring , birer faber grip olduğunu düşünüyorum ben.Bu kurşun kalemlerin arkası silgili olanları var idi ya.Onları kemirmeyen insan var mıdır merak ediyorum.O oraya o amaçla konulmuş çünkü , boş kalınca o kalem arkası dişlerin arasında öğütülür.Ha , arsız bir öğrenci olan ben öğüttüğüm silgi partiküllerini arkadaşlarımın kafasına yüzüne gözüne ''ftıp ! ftıp!'' diye saydırırdım.Bu da şarttır tabii ki.

Şunu da söylemeden geçemem , rotringlerin bir süre sonra , bi parçası mı kayboluyordu ne oluyorduysa , bir basıyorsun 10 metre uç çıkarıyor.Böyle tekrar basılı tutup içeri itiyorsun ucu falan.Tadı kalmıyor insanın.Halbuki kurşun kalem öyl...

Kurşun kalem kullandığımız dönemlerde bi kırmızı kalem tabir edilen kalem vardı.''Kırmızıyla mı örtmenim?'' diye sorardık başlık atarken.İşte sır vereyim o kırmızı (ama aslında pembe yazardı onlar) kalemler o yaşta kızların ki 11 12 falan , makyaj malzemesiydi.O kalemi tükürükle ıslatınca , deli gibi renk verirdi , kızlar da onu dudaklarına yanaklarına sürerlerdi.Salak mısınız kızım çıkmıyo ki o!-bunu yapan kızların bir de kiraz vişne görünce kulaklarına takmaları var ki , bu bir yaşam tarzı bence.O meyveler hiç istisnasız kulağa gidecek!

Bu önemli detaydan sonra dönemin en güzel insanları yetişti ki bunlar bilimum meyvesuyu kutusunu patlatan insanlardı -90lardaki caprisun reklamına özenip önce hüplet sonra gümlet idolünü yaşatır bunlar- Capri-sun hala varmıdır ki?Ya da o güzel insandan?Hüpletip gümletsek falan.Hoş mu o cipslerin içinden çıkan dövmeler?Bir şişirip patlatma tadını verebilir mi sorarım.

--buradan sonrası brand new--

Aslına bakarsanız ''capri-sun kutusunu patlatan çocuk vs. cipsten çıkan dövmeyi kendine döven çocuk'' gibi bir müsabaka olsa , 90's fetişimden dolayı , kutuyu patlatan çocuk alır gibime geliyor.Bu bir jenerasyon meselesi sonuçta.Çünkü o çocuk aynı zamanda cipsin içinden çıkan tasolarla da diğerine on basar.Sabahın erken saatinde kalkıp tsubasa izlemeyen,he-man'in gerçek adını bilmeyen,iskeletora senelerce ''hehueheuhe sikeletör hühehehehe'' diye salyalı salyalı gülmeyen çocuk bizden değildir.Biz olduk çünkü hemen.Neyse doksanları başka bir kayda bırakalım.

Ama bu iki çocuğu birleştiren yegane ortak nokta da şudur: yediği meyvenin çekirdeğini biyere ekip hasat etmek isteyen ebeveyn.Bu nereden çıktı , şuradan çıktı.Az önce elinde kayısılarla , eriklerle yanıma gelen anneciğimin, avcunda çekirdekler ,''bunları bir yere eksek ya'' derken gözlerinin içi parlıyordu.Nitekim bunu yapmayan anneler için geliyor:' hıdırellez için bu parayı değil çocuğumu gömerim toprağa ' annesi,ninesi.Nasıl?Bence çok realistik bir çalışma oldu.Çünkü hala var bu , hıdırellez oldu muydu , gül fidelerinin falan dibine bi bakın.Onları doğal ortamında inceleyin.Ha derseniz ki ,''ne çekirdek ne de para gömmez bizim ebeveynimiz.Öyle de moderniz biz.'' Bana modern aile tablosu çizme sakın. Biliyorum ki annenin yaptığı içle , pideciye gidip , ''abi!ehe,bunlardan pide yapıcakmıssın 12 tane'' Sanıyorum adam da sana buradan 10 tane çıkar demiştir ve eve gidince eksik olduğu için anne bıdırdanmıştır.Bu olmuştur bence.Çünkü bu da olmadıysa , türk kültüründen başka mozaikler sunmak isterim.

O değil de ; aspavanın türkiyenin kfc si olması.kebap 49 da cabası.Var değil mi böyle bişey.Var bence.

Hati görüşürüz!

3 yorum

Winds Of Doom dedi ki...

çok deli yazmışsın kardeşim.hamur silgilerin elimizin içinde çevirmekten yumuşacık hale geldiği günler gözümün önüne geldi.capri sun bizim okulda var hatta bi yurdun kantininde alıcam bi gün,hemde o iğrenç portakallısından!:D

paperback writer dedi ki...

geçen gün sakızımı laptop'ın üstüne yapıştırdım.sonra da varlığını unutup kapağını kapattım.
sonra da açtım hatta.oldukça ilginçti.

Eternal dedi ki...

küçükken ağzımda sakızla uyurdum hep saçıma dolaşırdı topak olurdu annem keserdi , sonra besleme gibi olurdum. kimi kimi de yuvarlak fön fırçasıyla taramaya özenirdim , o da trole takılmış balık gibi saçımda kalırdı,sonra da küçük besleme.o diziyi yine verseler ya lan.besleme kızdan da yaşlı teyzeden de tiksiniyorum ama yine izlerim.