şu önünü kapat, hasta olursun.*

*son günlerin tirendtopiği.

Aldığım kitabın, defterin arkasındaki fiyat etiketini sökmeden rahatlayamıyorum. O hele, bir kenarını tırnağınla kaldırıyorsun da yumuşacık çekiyorsun, geliyor da bir yerde yapışkanlı kısımdan yırtılıp elinde kalıyor ya, arka kapakta da hayvan pisliği gibi bir beyaz kağıt parçası. Ha işte o anın da o haysiyetsiz etiketlerin de Allah bin belasını versin. Sonra o yapışkan kalan yer kirleniyor falan da oralara girip kimseleri boğmak istemem, aman sen koru yarabbi.

Sinemaya gidecek oluyorsunuz ve bir ses geliyor. "Tıvaylat'a gidelim." Duyar duymaz ahahohaohahohoh şeklinde gülüyorsunuz. Ama arkadaşınızın suratına bakınca, onun ne kadar ciddi olduğunu görüyorsunuz. Biraz daha ahohoahah ama bu sefer daha buruk. Çünkü ciddi. Sonuç olarak ikiye ayrılındı. Simli vampir sevenler ve "George Clooney var oluum"cular. Eğer gece sinemasına gidelim, bi' değişiklik olsun derseniz Zirveye Giden Yol'u öneririm. Simsiz. (Yarın da Gezici Festival'e ilk adımımı atacağım, bedavalı olarak. Daha çok önerim olacak yani.)

Otobüs beklerken üşümeyelim diye kahveyle çıkıp gelen insanlar var buralarda. Biz daha ölmemişiz.

Otobüs durağındasın. Hıphızlı (böyle pekiştirilebiliyor mu acaba), bir araba çok çok hızlı geçiyor diyelim. O arabanın arkasından kafasını döndürüp uzun süre bakan insanları topla şimdi. Onu bi' kenara koy. Şimdi de otobüstesin diyelim. Bir kaza olmuş, kazaya dikkat kesilip kafayı 180 derece döndürüp bakan insanları da topla. Kaç etti. Heh, şimdi duraktaki elemanlarla bunları topla, ikiyle çarp. Tuttuğun sayı 27!! Ama sayı tutmadın. N'aber? (Neyi ikiyle çarparsan 27 bulursun?- Bir yumurtayı sütle çırparak. (Bu son yazdığıma dair bir şeyler bilen varsa, onun evinde süt içerken şarkı çaldığı iddia edilen nuhun gemisi fincandan da vardır bence. baybay.))

"Moda olan kavramın içi boşalır." - Ioanna Kuçuradi

"Murat Gülsoy: Her dönem ana akım yazarlar modernist, deneyci, yenilikçilerden farklı bir yerde duruyordu, daha ticariydi. Ama bu dönem kategorilerin eriyip tek bir alana, ana akıma indiği bir dönem oldu. O alan nedir? Migros'taki kitap rafıdır aslında, tam anlamıyla odur. Yani orada gördüğümüz şey ana akımdır ve çok nadiren değerlidir.

Selim Eyüpoğlu: Goethe'nin Faust'u da vardı mesela.

Kaya Genç: İki liraya!"

"Bilmemnenin Sırları" diye kitap yazanlar, annemin size bir haberi var: söyleme dostuna o da söyler dostuna. Nannna na na na.

Film festivali 101: Üstü kapalı bir cümle duyduğunda yahut anlaşılmadık bir görüntü gördüğünde, hafif bir kıkırda. "Tıstıstıs" şeklinde burundan ya da "hahha" şeklinde genizden. Bu, diğer fakir cahillerin anlamadığı şeyler olduğunu ve onu bir tek senin anladığını gösterir. O salonun en bilgesi sensin! ROCK ON!

Şey çok komik ya, sosyal ağlarda profil fotoğrafını sevgilisine göre değiştirenler var. Beraber gaza gelip sarmaşlı dolaşlı fotoğraflar koyuluyor. Sonra içlerinden biri tekli fotoğrafını koyuyor. Diğeri de diyor ki vay diyor düzenbaz, ben de diyor mal gibi kalmayayım, ben de tekli fotoğrafımı koyayım. Sonra bir gün biri yine çiftli fotoğraf koyuyor, diğeri bu sefer galeyana gelip, ay diyor, canıııım, fotoğrafımızı koymuş, hemen ben de koyayım, benim ona değer verdiğimi anlasın. LABİSAÇMALAMAYIN!

Bu birbirinden anlamsız - ya da şöyle diyelim; sürrealist! - yazımı da otobüste gelene kadar kitabıma salça olan amcama ithaf etmek istiyorum. Hadi gazeteyi okursun da, bayaa olay kurgusu hakkında tartışmamız kaldı bir tek. Amca kalk geldik kalk. E ama hep salyan akmış yaaaa, ya in allaşkına yaaa!

Her sene beni "bu sene ajandan benden" diye kandıran Olga, bu sene de kendim aldım. İyakşamlar.

4 yorum

Kısaca Fd dedi ki...

:) yine güzel yine güzel. Bitmese diyorsun hani. Diyorum yani. Hep neşeli ol böyle. Daha doğrusu neşeli yaz.

ebruhu. dedi ki...

Ah sen de olmasan... Vallahi be. (:

Kısaca Fd dedi ki...

mim var ki :)

Larien dedi ki...

ay ben de mimledim kusur kalır mıyım hiç :P