karışık kaset

Blogdaki ayarsız adamlı video silsilesinden tiksindim resmen. Böyle söyleyince de her yazıya adamlı video koyuyormuşum gibi, sanki açmışım gibi böyle şeylere. Aç değiliz açıkta değiliz. Ne bağlamda? Olmadı değil mi. No.

Pop Saati'nin neredeyse benimle yaşıt olmasını ne yapalım peki? Bence Hakan Peker ve Pınar Aylin'den sonra Türkiye'nin Benjamin Button'lığına Erhan Konuk gelebilir. İlk üçe oynar gibime geliyor. Bence hiç bitmesin.

Pop Saati | alkislarlayasiyorum.com



Ya şimdi böyle de söylemek istemiyorum. Rock Market vardı bilir misin? Lan ne beklerdik onu gece izleyebilmek için. Bir jenerasyonu tümden kaliteli müzik konusunda bilinçlendirdiler o programla. Trt'nin adam akıllı işler yaptığı dönemlerdi bunlar. Aynı dönemler dedemler TSM dinletilerine gider bize de el sallarlardı, ayrıntımı öpsünler, ondan sonra bozdu işte. Ben bu ara ne salladım di mi TRT'ye. Leyla ile Mecnun olmasa ben daha neler ederdim de dua edin siz. YA NEYSE! Geceleri başladı mı abime hayvanlar gibi bağırırdım, "aaağbiieeeee rakmarket başladııııııaaaağ" şeklinde. Sonra kafama terlik yedim. La dedim herhalde gece olduğundan ötürü. Sonra yanına koşmaya başladım, o zaman da abim şey yapıyordu, kızıyordu yani, "nebaarıyonlan!" şeklinde. Beni çok bastırdılar bu evde, bi tarafım ezik büyüdüm ben. Yok lan ne ezilicem, adamın aklını alırım. Başlarda abim gelirdi, izlerdik falan. Sonra ben bunu haber vermeye devam ettim her seferinde ama abim gelmemeye başladı. "Tamaaaam." derdi içerden ama gelmezdi. Çünkü bilgisayar, internet, Numan'dan alınmış karışık çekme kasetler, Blue Jean'in verdiği cd'ler falan derken, Rock Market'te çalanlar o kadar da orijinal değildi artık onun için. Ama benim için öyleydi. Çünkü tamam, açar cd'lerden falan izlersin klipleri, o imkan var evde. Biz deli arşivciyizdir de. Yani o imkan var ama onu o gecenin bir vakti televizyondan izlemek, seninle birlikte başkalarının da izlediğini düşünmek falan, o programın bir havasının olması, daha o yaşında genç kız anket defterlerine izlediğiniz program bölümüne ROCK MARKET HELLYEAH FUCKYO falan yazmak, inanılmaz heyecanlıydı. O sonuncu yok, ya da var ne biliyim lan ben şimdi. Biz büyüdük ve kirlendi dünya lölölö yapmayacağım merak etme. Abim sallamasa da ben izlemeye devam ettim. Ah ulan rakmarket. Bak müziğini de buldum.



Sonra ne halt yemeye yaptılar bilmiyorum ama Rock Market bitti. Allahım ben nasıl çıldırıyorum ama, nasıl bitiyor ya rakmarket! Lanedemekrakmarketinbitmesi! Amerika'nın bir oyunu falan bence............... Hala çok sinirliyim. Sonra Çıngırock mı ne, öyle de kolpa bir isimle aynı şeyi yapmaya çalıştılar ama YEMEZLER. Yürrrüüüüü! Ayıp denen bir şey var be. İki damla heyecanım vardı onu da aldın götürdün Trt. Sonra Rock Market Tv8'de devam etti bir süre, Hicri, Aptülika falan da vardı işin içinde. Ama yok be gülüm, eskisi gibi olur mu. Şener Abi'nin hatrı da bir yere kadar.

Bir keresinde Graveworm'un bir şarkısını yayınladılar hatırlıyorum, aklımı oynattığımı da hatırlıyorum, böyle masaya çıkıp oradan halıya balıklama atlamış falan olabilirim. Öyle bir his. Lan bir kere de otobüsle Giresun'a abime gidiyorum, o zaman da otobüslere bu müzik dinlemek falan için ekranlar konulmuş, herkesin koltuğunda bir tane var. İster film izle, ister müzik dinle. 11 saat yol nasıl geçecek lan diye hayıflanırken bir bakayım dedim, nedir, ne değildir. Ve gördüğüm manzara ile şoke oldum. Bak sana şöyle göstereyim hatta:

Şu ekranla karşı karşıya kaldım. Hayır bir önceki ekran böyle Sertaç Ordar'la falan dolu bir playlist. Bu böyle. Graveworm. Arkadaş ben çıldırmayayım mı. O hep kekleri falan mundar etmişim ben, molada muavin kolonya çaldı suratıma da anca kendime geldim. Kendine gel bunlar olacak, dedi. Ben 11 saat nasıl gittim hiç bilmiyorum.



Konu nasıl Graveworm'a geldi, onu hele hiç şu an çözemedim.

Dün de kanalları hızlı hızlı geçerken, KanalD'de bir dizinin öyle bomba bir repliğine geldim ki içtiğim ilaç burnumdan kapsül olarak çıktı, öyle bir güldüm. Oğlanla kız oturuyor bir bankta, kız kalktı bir hışımla gitti, oğlan da arkasından bağırıyor " git babanın bağkuruyla hormonlarına baktır!" diye. Ya hasta mısınız o nasıl replik arkadaş, öldürdü beni gece gece ya. Ahahha.

Ahahhanelanadamgibigülgüleceksende!

Az önce bir canparesiyle konuşuyoruz, tırnak mendilini hatırlattı bana. Tırnak Mendili! Hatırlayan var mı. Her Pazartesi tırnak kontrolü yapan nevrotik örtmenlerin icatları hep bunlar. Ama Türkiye'nin her yerinde bu uygulamanın yapıldığına dair kesin ve keskin bilgiler var elimde, Milli Eğitim Bakanlığı'nın aklı mı karışmış acaba? Neyse, her Pazartesi kesilmiş, tertemiz tırnaklarla gelirdin, ve hoca kontrole başladığında o mendille beraber gösterirdin ellerini. O mendil de temiz, ütülenmiş, gömleğin cebinde hazırolda beklemeliydi. Allahıma bin şükür hiç başım öne eğilmedi sınıfta. Hep gururlu biçimde elimi uzatıverirdim mendilin üstünde. Ama şunu bir okuyun. Tırnak mendili deyince de bir mide bulantısı oluşmuyor mu sizde de? Tırnak pidesini n'apalım o zaman? Susaymışım iyiymiş de.

Ben bazen dünyanın en meşe odunu olmaktan ötürü kendime inanamıyorum ve şu an bu cümlenin öğeleri hiç umrumda değil. Şimdi arkadaş, belli şeylere paramı harcamayı seviyorum. Tamam. Ama bazen, birşey alınacak olduğunda, ya da birisi bir şey alırken, o an geliştirdiğim ikna mekanizmalarını benim aklım hayalim bile almıyor. Mesela geçen gün abim xbox alalım dedi, ben de neden dedim. Mesela normal şartlarda bu soruyu sormamam gerekiyor burada. Ama o da saçmalığımı mazur görüp cevap verme erdeminde bulundu. Oynarız dedi. Oynanan birşeymiş demek ki dedim ben de. Sonra ekledim, biz tüplü televizyon sahibi insanlarız, nereyealıyon? O da dedi ki o zaman bir de plazma alırız. He. Bizim Satın Alma Gücü Paritemizi ben size şöyle anlatayım: Alamayız. Öyle bir paritemiz yok bizim. Neyse dur, ben de dedim ki alıp napıcaz? Bir tarafımıza sokucaz cevabını almaktan çok korktum ama o sadece bakmakla yetindi. Ve ben ekledim. Televizyon izlediğimiz mi var? Böyle buyurdu zerdüşt. Yani eğer alabilecek olsaymıştı abim, ben ne biçim argümanlarla mal sahibi olma şansımızın önüne geçecekmişimdi.

Ya da geçen gün bir arkadaşım telefon bakıyordu Vatan'da. Yanaştım yanına, dedim ki nabıcan telefonu. Bak soruya bak. Yine yukardaki edepsiz cevabı alacak gibi oldum ki, o da oluruna bırakıp telefonun özelliklerini saymaya başladı. Vay efendim internet de kamera da piksel de kıl da yün de bir ton şey. Eee? dedim. Onları her dakika da yapmayıver, ulaşamayıver dedim ya. Arama fonksiyonu olan birşey alsan olmuyor mu dedim. Sonra süpervayzır kolumdan tuttuğu gibi beni bir savurdu dışarı. Sen dedi benim satışlarımla mı ekmeeemle mi oynuyosun dedi. Teknosa'dan mısın lan sen? dedi. DIŞ MİHRAKIM LAN BEN dememle kafayı bi koydum buna. Piçebakbananasılçemkiriyola! Sonra arkadaşım telefonu aldı, ben de eve gidene kadar oyun oynadım. Öyle de bir insanım.

İşte durumlar böyle genco. Al sana bir de şöyle bir güzellik yapayım.

5 yorum

Kısaca Fd dedi ki...

ışte canparesinin öyle salak durumlara düşmüşlüğü de var :) leyla ile mecnun güzel dizi severim. Müzik felan dinlemezdim ben. Susam sokağı ne bileyim flipper lesi yalan rüzgarı bizimkiler felan ışte. :)

ebruhu. dedi ki...

Nasıl bir kafa karışıklığı yaşamışın sen ama, Susam Sokağı ve Yalan Rüzgarı. :D

Must. dedi ki...

Önlük rengini yazmamışsın. O da önemli bence. Önlük?

ebruhu. dedi ki...

Önlük değil de forma vardı bizim okulda, klasik ekoseli etek, beyaz gömlek falan. Ama ben ilk gün kot pantolonla gitmiştim, forma yetişmemişti. Nasıl ağladığımı anlatamam, halbuki amma havalıymışım bence.

Buket dedi ki...

neleri hatırlattın böyle:) demek aynı kuşaktanız..