mimmimimimikrofonşov

Selam'aliküm.

Hayvanoğluhayvan bir haftanın daha sonuna geldik. Canımı da al kurtulayım Hacettepe!

İt.

Çok afedersiniz. Küfür olmasa bile kaba konuşacakken, cümlesinin başına "afedersiniz" koyan insan yok mu. Ah o yok mu. Yok mu hakikaten artık? Çkttlsn. Mesela şey diyecek. Terbiyesiz diyecek. "çok afedersiniz, terbiyesiz!" diyor. Fransız dadı yoktu bizde tabi, Ayrancı çocuğuyuz lan biz! Yoo çok da değiliz aslında.

Ee, sen n'abıyon? Yorum bırakmışsın görmedim sanma. Mimlemeler falan. Hayır bir de nasıl... Ya ben sana işin aslını söyleyeyim. Ben mim konusunda hiç iyi şeyler düşünmüyorum. İllet oluyorum mim. Mim de mim. Nelamim?! (7 harf, jokersiz: Melamin) Ama sizi kırmak istemedim. İkinizin mimini karıştırıyorum hocam. Sonra yok ben duymadım, ben görmedim...

Kısaca fd adamı diyor ki, alfabeden harf seç, al o harfi, sıradan üç beş kelime seç, üçün beşin lafını etme hayvan herif diyor. Sonra o kelimeler üzerine birşeyler yaz diyor.

Larien de diyor ki, kendin hakkında diyor 7 gerçek.

Ben de bu ikisini karıştırıp kendi postumu yaratan fırsatçı bir düdük makarnası oluyorum. Mim zincirinizi de çok afedersiniz kırıyorum. Evet.

K baştan say!

Kırtasiye: Tanıştırayım, bu benim takıntım. Aklımı çıldırıveriyorum bir kırtasiye gördüm mü. Hiçbir şey umrumda olmuyor o esnada. Evde beş milyar kalem varsa da, biraz daha almakta bir mahzur görmüyorum mesela. Kağıt olsun, defter olsun, bant, ataç, silgi, uhu, zımba teli, !'+^&%/(/)O%. Kırtasiye malzemelerine de kokularına da, eve gelince onları yerleştirmeyi de kullanmayı da çok seviyorum. Almasam da gidip tezgahtaki bütün kalemlerle tek tek deneme yapıyorum boş kağıtlara. Ama asla adımı yazmam. Sonuçta adım benim o. Bi'şey olur molur da. Beni bilen bilir lölölölö yapmayayım, en iyisi bi' gün beraber gidelim.

Kronik grip: Yılda 2 defa olmak üzere, bir kışa bir de bahara girerkene grip olurum ben. Ama salgından değil. Etrafımda kimse grip olmasa bile, bir gün ağzım burnum tıkalı uyanırım mesela. Lan hep de sınav dönemine gelmesin mi? Tam konsantre olayım, kitaba dalayım diye kafamı eğiyorum, sen bütün vücut sıvım burnumdan gel. Tam anlamıyla burnumdan gelir. Evet böyle olur. Bi' de her seferinde acımasızca burnumu silerim ki böyle yara olsun da hayat boyu yansın dursun diye. Bir de enteresan olarak benim odamda hep bi' soğan var. Tepede duruyor. Annemin şeyleri işte, ne bileyim ben. O soğan orada durunca mikrobu çekiyormuş, bak o soğanı koyduğundan beri hasta olmamışım falan. Doğru mu ne acaba? Abim her kavga ettiğimizde soğanı kırar atarım odanın ortasına diye tehdit ediyor. Evdeki soğanlarla terörist saldırı gerçekleştirebilirim.

Kareli gömlek: Gömlek seven insanım. Herkes gömlek giysin istiyorum. Kendimi içinde rahat hissettiğim iki şeyden biridir. Diğerini söylemeyeyim de kudurun. (sie lan çok da umrumuzdaydı.) Neyse öyledir yani. Gömlek severim, ama severim diye de bokunu da çıkarmayın.

Kilo: Alışveriş yaparken şu cümleyi kurmam nadirdir: "Bu büyük geldi, bunun bi' küçüğü var mı?" Artık sen ordan şey yaparsın.

Kedi: Benim kedi niyetine beslediğim bir hayvanım var. Hayvan oğlu hayvan. Kedi de değil büyük ihtimalle. Koyun. Gizli koyun. Ama aynı zamanda veteriner hekiminden onaylı, "asabı bozuk"bi' arkadaşımız. Sevdirmez, oynatmaz, siyah giydirmez, uyutmaz, bi' rahat bırakmaz. Azarlarsan üstüne yürür, bağırırsan o da çemkirir hemen, odanın kapısını kapattırmaz, kapattığın anda alttan alttan tırmalar, o kapı açılacak. Tuvalete onsuz gidemezsin, kumuna işemez, lavaboyu kullanır. Suyunu da taze kaynağından içer, öyle tastan tabaktan içmez. Kalktığın anda oturuverir koltuğuna, yatağın orta yerine sırt üstü yatar da umrunda olmaz. Evde dikey duran ne varsa tırmalar. Her yeri kıl eder. Beni de kıl eder. Yemek beğenmez,yer yer doymaz, ders çalışırken gelir kitabın üstüne tüner, kalemlerimi yere atar, top atarsın koşar getirir, uyurken de bir traktör taklidi yapar. Piç ya. Adı Hardal kendisinin. Olduuu.

Kumla: Adını kimseciklerin duymadığı caanım belde. Bursa'nın en güzel yanı. Dedemin adam ettiği bir yazlığımız var orada, küçükken her sene giderdik. Hayatımda güneye tatile gitmemiş olmamdan mütevellit, bende ayrı bir yeri vardır. Arkadaşlarımın yaş ortalaması 65'tir. Sahilde zayıf insan yoktur. O sebepten gözünü sevdiğimin habitatında, kendimi inanılmaz mutlu hissederim. Akşamları yalı boyunca yürür, çay içer, geri döneriz. Sabahları balıkçı teknelerinin sesiyle uyanır, yalı boyunca yürür, karaköy böreği yer, geri döneriz. Yemişim Antalya'sını ya. Dedeeee! (Lan bugün de Dedemin İnsanları'nı izledim. Harika. O Ege samimiyeti, o konuşmalari o karakterlerin uyumu. Çok eğlendim. Benimsedim. Çetin Tekindor, sana hiçbir şey demiyorum.)

Koku konusunda inanılmaz hassasım. Kötü kokuya tahammülüm sıfırdır, güzel kokan şeyler beni mest eder. Helva kokusunu, kitap kokusunu, Vernel'in mor yumuşatıcısının kokusunu, annemin kokusunu bi' de ekmek fırını kokusunu çok severim. Genel kanı aksine bebek kokusu beni cezbetmemektedir. Ne var arkadaş?

Küçük tansiyonum biraz yüksektir.

Henüz kızamık olmadım ve korkmuyor da değilim.

Gerektiğinde küfür ederim. Irsi bir durum, önüne geçemiyoruz.

Kısa kesilmesinden yanayım. Netlik iyidir. Lafı dolandırmayalım, vaktimiz az, harekete geçelim, arkayı beşleyeyim.

Yazdığım yazıdan zerre keyif almadım.

Şunu kabul buyrunuz: Kıps*

10 yorum

Kısaca Fd dedi ki...

ben keyif aldım. Gerçekten. O kadar bunalık haldeydim ki ilaç gibi geldi. Hayır ne yazsan yarıyo. Ciddiyim. Çok teşekkür ederim. Saat 5. Uyudum uyandım. Gözlerin telefonun ışığından kamaşıyor. O değil rüyam geldi şimdi aklıma. Bin bir türlü olayın aynı anda gerçekleşip neticelerin hepsinin rüyanin sonuna bırakılması çok kötü. Şimdi tüm film yandı gibi. Yani word de yazdığim bi yazı elektrik kesilmesi ile gitmiş gibi. Kaydetmemışim gibi. Neyse ben hüzünlüyüm. Yağmurlar da sıcak kütlenin soğuk hava tabakası ile karşılaşması ile yağar ama ben burada sıcak hava kütlesi ile yağmak üzereyim. Ağlasam geçer.

Uyumayan Ses dedi ki...

Larienin ikimizi de mimlemesini, sonra da bizim tanışıp bu durumu bilmememizi çok fantastik buldum, ayrıca iki mimi karıştırıp yazmana da hayran kaldım :) bravo yani

ebruhu. dedi ki...

Fd, niçin hüzünlüsün, bugünlerde herkeslere de birşeyler oluyor anlamış değilim. Sibirya üzerinden gelen soğuk hava dalgasının bok yemeleri bunlar ha. Ama o Word'de yazı yazma konusunu açmayalım, mazi kalbimde yaradır. + Rica ederim, her zaman. Ağlama da geçsin. (:

Uyumayan Ses, hakikaten çok fantastiş ama, gerçekte de sanalda da tanışasımız varmış. (: çok da teşekkür ederim!

Kısaca Fd dedi ki...

karmaşık. Kararsız. Karanlık. Gereksiz bi insanım. Hepsi bu da değil.

ebruhu. dedi ki...

Haayrettin yapmaa!

Kısaca Fd dedi ki...

neyse.

Yasin dedi ki...

bir kez daha söylüyorum bunu.Senin yazılarını okuyunca böyle göz oyunu gibi şaşı bak şaşırtmaca gibi bir şey oluyor.Nereye baksam çizgili görüyorum her şeyi.Sanırım gözümü bozdun...

ebruhu. dedi ki...

Fondan ötürü. O zaman sen yazıyı kopyala, WordPad'e falan yapıştır öyle oku.

Kısaca Fd dedi ki...

Ben mesela 3 d gözlükle okuyorum. İlerde 3d blog olsa mesela bi de.

ebruhu. dedi ki...

:D ben buradan, bloga yeni bi' boyut katmam gerektiğini anladım.