1 al 3 öde.

Guns'n Roses yapınca niye bişey demiyosunuz da Deli Yürek yapınca kro oluyo arkadaşım?! Tema aynı halbuki. Belki isimden kaybediyo tabi ama Axl Rose'a karşılık Kenan İmirzalıoğlu'nu gösterebiliriz mesela.


  • Şu rock gruplarının yağmurda klip çekme arzuları biter mi acaba. Çünkü artık inanılırlık skalasında 0'ın altına düştüler de. O ne arkadaşım çılgınlar gibi yağmur yapmışınız eyvallah, prodüksiyon konuşmuş falan ;ama o elektrikli gitarlar çarpmasın yavrıım, mikrofonun kablolar falan hep su içinde. Öyle deme ama çocuğum, Hamdi amcanların damadı elektrik yüklenmiş geçen, Allah muhafaza..

  • Bu bir, yağmur suyunun biriktiği zile müthiş bi hışımla abanmak suretiyle seksi baterici imajını çizmek de dillere destan zaten. Bu da iki. Üç de cereyanlı gitarı kablosuz amfisiz çalabiliyorum havaları. Çünkü kablo yok ortada. E haliyle, çölün ortasında da, di mi, elektrik, haliyle... Gençkan kardeşimizin klasik gitarla distortion lı sololar attığı günler de uzak değil. (Gençkan-KendimiKontrolEdemiyorum.mp4)

  • Şu hayatta da en büyük restoran çakallıklarının başında hesabı istedikten sonra bi çay bi kahve istemek gelir. Böyle garsonda hafif bi endişe görürsün ama, çünkü bahşiş bıraktıysanız, o bahşiş doğruca çayın kahvenin açığını kapayacak, tipbox yüzü göremeyecektir. Müesseseler genelde o çayın kahvenin parasını almasalar da alanlar olduğunu duydum. Çokayıpgerçekten. Bi bardak çay seni de zengin etmez beni de! Bir de bunun gibi, hesap isterken havada böyle yazı yazma hareketi yapılır ya, ortamların çakalıyım, her gittiğim yerde hesabı böyle isterim insanlığıdır o. Zaten her grupta bi tane ondan vardır, yenilir içilir, "hadi mithat hesabı iste" denir ona, ve o da ne yapar, elini beyle kaldırıııp yazar da yazar, ta ki biri görene kadar. Mithat, sen az değilsin. Çıkarken de "bi kolonya bişey yok muydu genç?" diye garsonun sırtını sıvazlayan yine Mithat'tır, çayın geri kalan şekerlerini cebine atan da odur. Bak onun evine git, mutfak çekmecelerinde falan hep zart kafe zurt restoran reklamlarıyla dolu kürdani peçete, şeker bulursun. O odur çünkü. Her eve değilse de her üç daireden birine serpilmiştir onlar. Sevilesidirler.

  • Canlı müzik yapılan kafelerde, ben çok geriliyorum. Elimi ayağımı koyacak yer bulamıyorum bazı bazı. Çünkü onlar orda çabalıyo, güzel bi tını çıkarıyolar ortamda, sen de orda bi kaptırmışın kendini, yemek mi yesem içki mi içsem arkadaşın anlattıklarına mı gülsem gibi bi çıkmazlara girmişin, emeğe saygı yok. Tamam belki sırf müzik dinlemek için gitmiyosun ama en azından arada bi çalan adama bak, bi tebessümle ona kendini iyi hissettir değil mi. Alkışlamam, eşlik etmem, istek parça istemem şeklinde kuralların olabilir, ki bende var. Ama o insanlar da saygıyı hak ediyorlar bence. Mesela parçaları bitirdiklerinde yok elimde bardak var yok telefonla uğraşayım da kendimi kaybetmiş havası vereyim, olmaz. Ya da mekandan ayrılacaksan, parçanın bitmesini bekle, değil mi. Öbür türlüsü müziği protesto eder gibi olur, olmaz. Böyle ufak hoşluklar olmalı bencö. Bessameeğ, bessameeğ muuuuççooo...

Anane, bari ekmekler kalsaydı ya? (Garsonlardan köpeklere götürmek için yemeklerden artan kemikleri isteyen aile bireyleri şüphesiz en temiz kalpli olanlarınızdır.)

Şarkı bitsin de öyle kalkalım bari.

2 yorum

Yasin dedi ki...

yok kroluk yok deli yürekte.
Ona kro diyenlerin şimdi Kenan Ezel diye ağzı sulanıyor.Sonuna kadar destekçinim.

HepsiBeş dedi ki...

şu yağmurlu klip düşüncene katılıyorum arkadaşım ! bendesıkıldım.