maddeli falan böyle

  • Bir mousela çift tıklamaya alışmışken ani bir değişiklikle tek tıklama aktif hale getirildiği zaman, o alışkanlığı bırakıp yeni tektık a uyum sağlama süreci insanı zıvanadan çıkarabilir. Çift tıklayarak açılan klasörlere, çift tıklandığı vakit klasörün iki kez açılması söz konusudur, ekranda bir sürü klasör açılır, alışmış parmağa laf geçiremezsin, bildiğin her şey birbirine karışır. Öyle çıldırırsın ki denetim masası çok uzaktadır, akıl edemezsin. İnat edersin, ''alışıcam lan!'' yok işte, öyle olmuyor, yüzyıllardır kullanılan mouse bile pes ediyor bir süre sonra. Bir sürü dosya, klasör, belge kıl yün açılır, tek tek kapamaya tahammül edemezsin ya (etmemen lazım bence) windows7sever insanım, en kreatif yanlarından biri de bu. Bir dosyayı bişeyi basılı tutup sağa sola salladığın zaman her şey simge durumuna düşüyor, derli toplu bir ekran. Ha bu biraz da annesi odanı topla dediğinde her şeyi dolaba tepiştiren insana benziyo ama zaten o da benim. Oda da benim. Her şey benim. Tı allah cezs...


  • Bilgisayarda normal yollardan yaptığı her işlemi klavyeden de yapabilen insan severim. Sayarım. Bi lafı iki ettirmez o, hemen takır takır halleder ne gerekiyorsa. Klavye özürlüsü vardır kimi kimi ''Kapat şunu'' dersin, tıklar, eli kayar ekran küçülür, bi daha kayar simge durumuna düşer, uğraşır durur iki saat, ''alt-f4'' yap dersin, senkronu tutturamaz,ctrlaltdel yap dersin tek tek basar falan bi ton serserilik. Arkadaşım, zor bişey değil lan, fonksiyon tuşlarıyla hayat kurtarırsın istersen, adam yapmış yukarı 12 tane fonksiyon tuşu dizmiş, kullan işte. Tek harf büyütmek için her seferinde kepslak açıyorsun, çıldırtma beni burda!

  • O değil de MsOffice programlarında sağ alt köşede bi yerde böyle ataç falan çıkardı yardım için, ''şimdi ne yapacaksınız?'' diye yol gösterirdi, göz möz kırpardı. Onun bi seveni ben miydim acaba, nefret etmesenize ondan, evcilleştirip sanal hayvanım yaparım beslerim ben onu, çok sempatik ki.

  • Bi o kadar daha sempatik olan şey de Shaggy şarkılarıdır. 'mista lobaloba' ile büyümüş biri olarak sizi temin ederim ki o şarkının adı hala mistalobaloba dır benim için. ''Mr.Lover (boombastic)'' değil. ''Wasn't me'' vardır mesela, onun da sözlerini hala uydururum.

  • Daha sempatiği de daha yaşlanmamış Darren Hayes'tır. Yine Savage Garden ile büyümüş biri olarak (ben baleye gidemeyecek kadar iri kemikli olduğum için her gün abimle boombox başında şımarırdım,ondan.) Darren Hayes'ın i want you klibindeki haline her tiineycır gibi hayran olmuştum. Tanımayanınız, dinlemeyeniniz varsa da çok fazla kınıyorum, break me shake me , tears of pearls ve to the moon and back parçalarını dinlemenizi tavsiye ediyorum. 90lar rehberi hazırlamak isteği de var zira.

  • Her şeyi bir kenara bırakırsak, ama her şeyi; bir insanın son isteyeceği şey, bulimik ya da yediği şeyden zevk almayan, yemek yemeyen-yemeyi bilmeyen bi arkadaştır herhalde. En azından hesabı ödemeyecekse. Ben gıcık olurum böyle şeylere. Arkadaşınla buluşuyorsun, güzel bir yemek bir tatlı yemek için, büyük bi iştah var, ama ne o ''sen ye, ben bir şey almayacağım'' ''burdan yemeyi sevmiyorum, sen ye ben su içerim'' ''midem bulanıyo, bi kussam kendime gelirim aslında'' e ama...eh! yemek yiyecektik, iştah falan hani ? Arkadaşın sızlanmayanı, yemek konusunda kompleks yaratmayanı, doymadıysa ''doymadım'' diyebileni, üstüne de gocunmadan tatlısını yiyebileni makbuldür. Şuranın şusu buranın da busu güzel diyebilenidir, menüden yemek bakarken kolaylıkla tavsiyeler yağdırabilendir, uzatılan dolu çatalı geri döndürmeyen, üstüne tabağından didikleyendir makbulü.

  • Ayrıca bişey anlamadığı zaman da anlamadığını belirtip buna gülebilenin de başımız üzerinde yer var. Lost son sezona kabul edelim ki karmaşığın da ötesinde başladı, önce bir hatırlatma bölümüyle hafızalara su serpseler de yeterli olmayan bin tane ayrıntı var gizli saklı. Paralel evren, zamanda ileri geri sek sek oynamalar, yok her şeyin tersine dönmesi, düzende bozulma, teolojik, paranoyak, obsesif çıkarımlar bilmemneler. Bi durun lan! Bi sakin başlasanıza, 2010'a çok var dedik bir dolu diziye filme yüklendik, bir anda bir bölümle kafa karıştırdınız gelip. Her sahnede ''noluyo olum?!'' diyen arkadaşlar toplandık size ve almanyadaki amcamıza fransadaki dayımıza selam yollamak istedik. John Locke'un da tötü kalktı iyice, allah mısın lan?!

Maddelerin birbiriyle bağlantısı olmadığını düşündünüz ki sizin için hepsini birbirine bağlayayım o halde :

  • Mouse bozulunca klavyeyle de aynı işlemi kolaylıkla görebilen, office ataçını seven, alt f4 kombinasyonlarını kullanabilen (tercihen front page bilen) ,90'ların manyak imajına ve melodilerine gönül vermiş, yemeyi bilen,seven, sıkıntısız, JJ Abrahms'ın paralel evren bilmem ne derken Lost'la sınır bilimli,kurgulu Fringe'i birleştirip gücüne güç katmak istediğini düşünen , prezentabl insan aranmaktadır. müracaat : teknikokullar ankara. (bu da 1 kelime 1 işlem'in adresiydi sanırım, hep kullanmak istemişimdir, teknikokullar!)

imza: süpermarket. baybay.

6 yorum

Yasin dedi ki...

düzeltmek istemezdim ama teknikokullar ankara bir kelime bir işlemin adresi değil bir k b i hep ayrancıda yapıldı sefaretler stüdyosunda hatta bende gidip bir kere saat kazandım.
Bide teknikokullar da arı stüdyosu var belkim orasıdır.

Nameless dedi ki...

focus o değil buradaki; parmağıma odaklan.

Eternal dedi ki...

that's bloody right, brotha'

Daçe dedi ki...

bence bi insan mousela değil de klavyeden piantte bişeyler çizebiliyorsa, o insan nirvanaya ulaşmıştır. rahatça mouse'u ağzına sokabilir. derim.

Daçe dedi ki...

bak yorumumu yine blog sahibine götürüyo önce görüyo musun. te allahım.

Eternal dedi ki...

şimdi klavyeden yorum teyidini kapatıyorum. hadi bakalım!