Pek parlak bi güne uyandığım söylenemez. Depresif bi bakış açısı değil bu bildiğin pusluydu yani. Adını verip deşifre etmek istemiyorum ama ev ahalisinden ebeveyn ve sarı uzun saçlı olan, sigarasını söndüremeyip attığı için çöp "biraz" yanmış. Böyle ne varsa yanmış. Ve bu sarışın bomba ev duman altı olana dek de durumu fark etmemiş. Ama diğer bi' sarışın bomba da yine güçlü hislerine dayanarak (adam hisli, yapacak bişey yok.) mesaj atmış. Gereksiz ayrıntıları atlarsak, ölmedim. (yok yau)


N'aber?


Böyle bi olaydan sonra Bahçeli'ye gittim ben. İnsanoğlu nankör arkadaş, hiç bişey olmamışcasına. Neyse, bi selpakçı çocuk bana çıkma teklifi etti. Günün bombası bu asıl. Aslında önce açım falan dedi. Ama aç gibi gözükmediği için ben oralı olmadım. Genelde selpak satan çocuklara karşı hiç oralı olmam. Oralı. Evet neyse. Çocuğum yürü git dedim, abla ne güzelsin dedi, layürügit dedim çıkalım mı dedi, yerimi değiştirdim, peşimden geldi ki o an aç olduğunu anladım. Tokada aç, dayak arsızı. Sonra arkadaşım geldi de neyse ki...


Uzun zaman sonra aldığım ilk çıkma teklifi sonrası, arkadaşlarım onu aşağıladığımı düşündüler. Sen dediler niye selpakçı diye aşağılıyosun dediler. Belki dediler büyük adam olucak o. Çok utandım kendimden ve gidip çocuğun bütün selpaklarını satın alarak bir de eline telefonumu yazdım. Akşama doğru beni arad...


Dur lan öyle olmadı!


Eline telefon yazıyo bi de, sanki bana California'da barda. Hayır bi de selpağa yazmak varken. Orda aklına gelmiyo işte insanın.


Ya neyse, biz kaçtık hemen ordan, nabıcaz başka. Çünkü bu oluşumlar "çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane!" nin "selpak aldım bir tane kovaladım bin tane!" versiyonu. Yani ters konuşursan falan ya arka cebinden keskin bişey çıkarır, ya da "İBRAYİM, HİLMİABİ!" diye çığırarak çeteyi toplayıverir. Birken 100 olurlar, 1 lira verecekken 100 lira borçlu çıkarsın. Ne gerek var yani. Hani 50 kuruş ols... Olum bi kere 10lu paketler 1 lira onların?! Bunu da söyledim de, diyaloğa da giremiyosun. Bali de çekip geliyo çünkü üstüne. Ulti açmış geliyo, sende de ne healing potion kalmış ne mana; nub musun kaçsana lan! (hello!) Otobüs duraklarında en sona tek başına kalan biri olarak, ben bu çileyi çektim dostlar. Aman. Olum git lan almiycam hasbinallah!


Velhasıl, güzel bi gündü. Edda Babu diye bi yere gittik, eğer giderseniz adımı verin, bi bira alana ikincisi aynı fiyata. (Merhaba bu bir gofret reklamından çalıntıdır. Allah belasını versin öyle reklamın.) Biraderler tabağı diye besin maddesi vardı mesela. Masaya iki kardeş striptizci çıkarıy.. Yok, dur. Doldurmuşlar kızartmayı, biraderler olmuş. Mumdu pastaydı, Sabri'den bile bahsettik yani o kadar da muhabbet ettik. Sağ bek Sabri. Pastadan da Sabri çıktı. Sonra Sab.. Sonrası da öyle umduğunuz gibi değildi, fesat mısınız nesiniz ha.


Hadi o zaman napalım dağılalım mı millet. Hadi tikat edin!

ordan burdan

  • Tanıdığınız her 3 kişiden birinin Facebook'ta, MySpace'de ya da her neredeyse bir tane "ordan burdan" "ondan bundan" "biraz ondan iki de bundan, üstüne de leblebi" adında fotoğraf albümleri olduğunu... BİLİYOR MUYDUNUZ?!
  • Merhaba, ben bu yaşına dek Sıhhiye'den (köprüsünden) öteye gitmemiş doğma büyüme Ankaralıyım. Naber? Hatta "merkez" tabir edilen kavşakları, dörtyolları, caddeleri, köprü ayaklarını bilmem neleri falan da bilmiyorum. Ama Ankaralıyım. Evimi biliyorum falan, yetiriyorum bi şekilde. Daha evvel hiç İstanbul'a gitmemiş olan da benim. Evet evet, gelin üstüme, Eskişehir'e de gitmedim. Bak Bursa'ya gittim ama. Ona laf ettirmem. Bayaa gittim. İstanbul'a da Ekim'de gidicez işte, dağılın lan, ne olay yaptınız. Alla alla.

  • O da neden, evrak toplama maratonu başladı da, eşe dosta soruyorum şu nerde bu nerde. Herkes Sıhhiye köprüsünü orijin almış. Dört milyon küsür kişi orijin almış ama ben alamıyorum. Veri eksik. Hata ekranı çıkarıyorum her adres soruşumda. Kendim gidip kaybolmamayı deneyeceğim. Google Maps'den daha açık harita çıkarmazsam adam değilim.
  • Ben bugün haberlerde çıktım, gördünüz mü beni? Öğle haberlerinde son dakika olarak verdiler. "Dost'ta almak istediği kitapları, çizgi romanları iki kolunun altına sığdıramayınca hepsini düşürüp sinir krizi geçiren kız" olarak. Milyarlık ürün toplamışım ordan burdan, alışveriş sepeti falan yapmadıkları için bi kasiyeri dövmüşüm, içerde 4 buçuk saat dolaşınca peşime taktıkları güvenlik görevlisine saldırmışım falan. Hep iftira bence bunlar. Ben sadece bi arkadaşı beklerken çizgi romanlara bakıyodum. Karanfildeki Dost'un amacı o değil miydi zaten?
  • O, hala Küçük Prens'i okumamış olanınız da şüphesiz benim. (Aslında çok az bi hakimiyetim var, bi yılan var fil yutuyo falan, değişik tabi.) (çok az demiştim.)
  • Ama bence Naked Lunch'ın filmi çekilmese de olurmuş. Bi filmi izledikten sonra insanın deri rengi değişir mi arkadaş. Kırmızının da ötesinde oldu. Tırnaklarıma baktım sonra da kanmış onlar. Böyle çıldırırcasına kaşınınca demek ki. Böcek görmek çok hoş bir şeymiş gibi doldurmuşlar kırkayağı bilmem neyi. Bok var. Ne o, sanat. Yürü ya. Yürü git. Bazı kitapları da bırakın filmsiz kalsın nedir yani. Bütün kitapları filme çekelim rezil edelim, daha da anlatalım o zaman. Aynı şey A Clockwork Orange için de geçerli. Her ne kadar berbat bi' çeviri okumuş olsam da filmini hiç beğenmedim. Bırakın işte, her kitabı da çekmeyin. Ben size atasözünden karton ev yapıyo muyum? Yoo. Eee? Hadi hadi...
  • Alakasız maddeler sonuncusu olarak, Buhan Matematik'le, Zihinden Problemler'le, Tüm Dersler'le çocukluğu tükenenler. Zihinden Problemlerin birinci kitabını almışken arkadaşları çoktan 8i almış olanlar. Tüm Dersler'ini ikinci döneme bitirip gelen arkadaşı olanlar. Buhan Matematiğin çözülmeyen sorularla dolu olduğunu fark edenler. Buhan Matematiğin mavisinden, Zihinden Problemlerin sarısından, Tüm Derslerin kırmızısından sonra gökkuşağına küfredenler. Sizleri selamlıyor, evrene mesaj gönderiyorum. Kuantuuum uuuu, evreene mesaaaaj. ilköğrenim hayatımı harcadınız allahsızlar!!

cake

  • "Her şey bir patlamayla başladı. Ancak patlayan neydi? Neden patladı ve bir patlama olması gerekli miydi? Binlerce ve binlerce soru. Azınlıklar ne etnik ne dinsel ne de renklere ilişkin olanlardır. Yeryüzü ve dışındaki tek azınlık, yanıtlardır. Her şeyi ve herkesi sorular yönetir. Evren nüfusunun çoğunluğu sorulardan oluşur. Soru ve yanıtların nadir evliliklerinden doğan melezler de bildiklerimizdir. Melezlerin ışığı neyi aydınlatıyorsa onu görürüz. Gerisi karanlıktır." demiş Hakan Günday, Azil'de. "Patlamanın geçmişi yok ettiğini bilmelisin. Patlama öncesindeki hiçbir davranış ve düşüncenin sonucu yoktur. Kuralların doğum tarihi, zamanın başlangıcıdır. Zamanın başlangıcıysa patlama anıdır."

Büyük patlamanın ne zaman olduğu aşağı yukarı tahmin ediliyorsa da, benim için küçük patlama tamı tamına 20 yıl önce oldu. Olmuş. İnsanoğlu abartır. Ebeveynse onun üzerine biraz daha abartır.

"cam bölmeden babana gülümsedin." Bi dur be yeni doğdum daha!

"herkes baba der, sen ilk önce anne dedin." Anne ne demek ki?

"okula gitmeden yazmayı söktün." Elimde sadece kağıt kalem vardı çünkü!

"ayyy dünyanın en güzel resmi!" Anne sakin ol, sadece çöp adam çizdim.

...

"ergenlik çağında herkesin burnu öyle olur, büyüyünce düzelir o, teyzenin burnu ne biçimdi de..." Eee? Kemik lan bu? Ergenlik? Oha yalanmış!

"ergenlik çağında herkesin kilosu öyle olur, büyüyünce verilir o, abinin göbeği ne biçimdi de..." Eee? Abim iki boyutlu oldu? Ben ergen miyim lan hala? Oha bu da mı yalan be!

"erg..." Anne, rica edicem...

...

  • Doğrular, yanlışlar birbirine girmiş. Böyle pohpohlandıktan sonra gerçek hayatla tanışınca hafif bi tabi şeysi oluyo, bi şamar etkisi yaratıyo illaki. Adapte olmak için iki üç arkadaşla işe başlıyosun. En değerlisi de, koskoca kız olmuş. Gelmiş itiraf ediyo, "ben" diyo, "küçükken 'bence ebrunun gereksiz çok barbiesi var!' diye düşünüyodum."diyo. Böyle bi itirafla büyüdüğünü anlıyosun zaten. Burnumdan getirdi o balerin barbie siyle bi kere oynatmadı da, hala ne diyo ya. Bak hala içimde ukte. Hala oynatmıyo bu arada. Evet, oynasam oynarım. Yok lan ne oyniycam, gider kendime kralını alırım KRALINI. Yürrüüüü!

Bugün, yirminin ilk günü. Bugün, yirmibire ilk adımım. Bugün, hala çocuğum. Ama bugün, çok da yetişkinim. Özlüyorum, seviyorum, umut ediyorum, sinirleniyorum, kuruntu yapıyorum; ama mutluyum. Öyle olması gerek.

"Düşünce şeytandan, davranış Tanrı'dandır. Hangi düşüncenin davranışa dönüşeceğine karar verense insandır."

Her nefes alışımızla zaten ister istemez bir karar veriyoruz. Ben bugün oldukça kararlıyım.

(Ya siz? diye bitirseydim çok vurucu olurdu ha. Neyse, onu da sonra artık.)