(misafirden içi bunalan, misafirleri gidene kadar da bana demediğini bırakmayan insana gelsin. eski yazıdır, yenisini yazmadım, mamafih duygularım değişmedi. az ye de kendi yazını kendin yaz. hadi oldu o zaman.)
Sen sever misin misafir , hele de çocuklu , seven var biliyo musun, böyle onların gözleri falan da seyirmez, başları da ağrımaz , nasıl sabırlıdır nasıl ılımlıdır onlar.Yok lan bildiğin manyak onlar.Misafir , çok sakıncalı bi oluşumdur aslında.Bunun üç ana başlıkta olmak üzere bi süreci vardır.
1-Misafir gelmeden önce yapılan hazırlıklar ve alınan uyarılar.
2-Misafirin geldiği andan gideceği ana kadarki ''misafirlik'' süreci.
3-Misafir gittiğinde olacaklar/olması gerekenler.
Başka kaynaklarda daha çok gösterilse de , genelde budur , sınavda da bundan çıkar zaten.
Chapter One : Misafir gelmeden önce evde bir terör fırtınası eser.Bunu estiren genellikle çılgın annedir.Bu çılgın anne misafiri çağırıp da telefonu kapattığı andan itibaren bir evi toparlama bahar temizliği , yaz temizliği ,kış hijyeni artık ne boksa ona başlar.Muazzam bir özen gösterilir her şeye , camlar silinir , koca büfe indirilir tozu alınır , çeyizlik porselen tabaklar çıkar , en güzel danteller sehpalara , zigon(lanet olsun zigon kadar sana) lara serilir , temizlik tertip üst seviyede sağlanır.Tabii bunlar olurken sen , varsa senin çağlarda bir kardeş , o günler sizin için zehir olur. Odadan çıkma yasağı olur bir kere , gerekmedikçe odadan çıkma , yemeğini memeğini iste ben getiririm odana , tuvaletin gelirse de çöp kutusuna yap , artık orda pisliğinde boğul , yeter ki gelme içeri , ha dersin allah benim belamı versin , doğmasaydım arkadaş!
( Ha çok daha abartıp senin steril yaşam alanına da girip temizleyen-misafirin görmeyeceğini bilebile - böyle anneler de var tabii..) Neyse efendim , böyle durumlarda tuvalete erkenden gönderilirsin , anne der ki misafir gelecek kokutma , ayrıca elini düzgün yıka ve o misafir havlusuna silme , kirlenir kırışır . E yok ebenin ... Sonra yemekler yapılır , en güzel borcam (ki borcam da ne boktan bir isim , pyrex gibi aslında marka o ama biz collie cinsi köpeğe lessie diyen bir milletiz.) en güzel tabaklar neşeli yemeklerle dolar , sana normalde bi dolma sarmayan bi mantı yapmayan anne o gün lvl 80 e ulaşır , çıldırır , yapar da yapar. Ama çok özenir , didik didik her ayrıntıya kadar.Deli mi ne..Bütün bu hazırlıklarla seni boğar , engeller , kısıtlar , cehennem azabı yaşatır.
Chapter Two:Zil sesi duyulur , misafir geldiğine işarettir bu , onlardan önce parfüm kokuları gelir , (ki burada bir alt başlık açalım misafir de türlü türlüdür ;
1-Aile dostu/Akrabalar
2-Uzaktan yakından tanıdıklar / Komşular
3-Periyodik aralıklarla misafirliğe gelenler
4-İlk defa ve son defa gelenler
ve bütün bunların en bi ekstrası olarak 5- Çocuklu/Torunlu misafirler. (hrrrrr)
Misafir gelir , ayakkabıyı çıkaralım mı yoksa böyle pis pis girilecek kadar iğrenç bir eviniz mi var , terlik var mı , ay ben getirdim terliğimi ay naptın , ay noldu , zart zurt , bi yarım saat kapının önünde vakit geçirilir , salak muhabbetler , yapmacık gülüşler , kararsız bi durum , ay nereye geçiyoruz klişedir , söylenir , öküz değilse hediye alınmıştır o verilir ne zahmet ettiniz aman hoş geldiniz beş geldiniz...bunaldım ha! bunlar olur işte.
Sen tabii bu sırada kapını kapamış , müziğini açmışsındır , ordan siteril yaşıyorsundur , ta ki ;
Anne kapıyı aralar ve şu iki adımdan birini atar:
a) ''Yavrum bak Hayriye teyzenler/Adnan amcanlar geldi , gel bi meraba de , bi hoşgeldiniz de , oturma da yine de bi görsünler , ayıp.''
b) Aynı cümlenin bir de sesli söylenişi ki bunu içerdekilerin duyacağı frekansta yapar , bunu mecbur kalabilelim diye yaparlar , komplodur bu , düşünülmüştür , teknik faul lan!
Neyse efendim misafire meraba denir hımn mımn hoşgeldiniz denir , azıcık da oturulur eğer istenirse , bütün klişe sorular cevaplanır. ''Kocaman adam olmuşsun yahu'' , ''Kaça gidiyosun'' '' Hangi bölümdü , eh afilli bi işin olur artık'' '' Ay bak bizim Hayrigilin (çünkü -gil takısı bi beladır) kızları da aynı bölümden mezun bikibikbikbik...'' , zartzurt böyle şeyler olur , şanslıysan odana kaçarsın. Sonra içerde bir gırgır şamata kopar , lan dersin ben arkadaşlarım gelince böyle eğlenemiyorum noluyo içerde mk , hoparlörün sesi açılır , o sinirle çok güzel Diablo oynanır bak , hızlı hızlı cave bitirirsin , ne biliyim lvl kasarsın 'geberin lan' diye demon haklarsın falan.Neyse işte içerde yemeğe oturur bunlar , nasıl böyle 'ay' eksik olmaz ağızlarından , ne zahmet ettinler , iki kuru pasta koysan yeterdi ne zahmet ettinler ardarda gelir ( ki biliriz , zahmet edilmese arkasından 32415646 gün konuşursunuz, ciğerini biliyorum ben senin misafir ciğerini! )
Sen de canım okur , sen de odada tabak beklersin . Bu acıdır. Bazen gelmeyedebilir , bazen gecikedebilir ;fakat genelde gelir.Anne candır çünkü.Böyle her çeşitten birer tane koyar getirir , kola getirmezse ayak ucunda gider alırsın , mutfağa giderken yakalanırsan 'ehe öhö ben yiyorum odamda hihi höhö'' yapmak zorunda kalırsın, dikkatli ol , hatta yanına bişeyler stokla!Neyse , odada tabak beklemek çok tatlı bi histir , anne getirir tabağı koyar bilgisayarın önüne o koluyla bilmez ki önüne geçtiğini baal ı kesemediğini , ne bilsin , azarlama onu , yazık.
Neyse efendim yemek yenir çay saati başlar bunlar çekilirler koltuklara bıdır bıdır konuşurlar , tatlı alan olmuştur kesin tatlı konur çayın yanına. Ama bak buraya dikkat et , çünkü burada bir şaşırtmaca var. Sana tatlı gelecek bir de yemekten sonra , ama o tatlı öyle bedavaya gelmeyecek.Misafirin çocuğuyla gelecek o tatlı hey yavrum hey. Kolay mı lan o tatlıyı haketmek?! Neyse anne en sevimli halini takınır , çocuğu böyle sırtından poh poh vurarak odanın sınırları içine atar , der ki 'ablası sen hedehödö'ye birazcık bak , oynasın o seni üzmez , senle otursun' ' ya anne hayır ya götür b...'' lafın bitmeden kapı kapanır çocuk içerde kalır , allah belasını versin pis , git lan odadan , yüzsüz çocuk.
Aslında önce tam bir şeye dokunacakken ikaz edersin o maksimum 2,5 dk sonra hareketlenmeye başlar , kurt gibi döner odanın içinde , ona buna dokunur önce , sonra akıl erdiremez dokunur , 'ne la bu' diye eline alır inceler falan , severse - izin almadan -ki bazıları izin ister- oynar.Böyle istemem ben hiç , dokunmasın bişeye , ellemesin ya , pis midir nedir , siktir git lan odamdan! (İşte bazısı var ki misafir çocuğunu bir sever öper böyle otururu onunla oyun falan oynar , deli mi ne lan bu.) Bu eşşoleşşek bazen ister ki bilgisayar oynayayım , psp yle oynayayım , çizgi romanları okuyayım , figürlerle oynayayım falan ama tabii efekti bol bir sktir çekilir bu durumlarda . Lan! git olum , lan ona dokunma , ya hayır oynayamazsın , hayır o bozuk , ya açılmıyo , nasıl açıldı lan bozuk o , ne açıyosun lan bozuk aleti , bozuk o bozuk , hadi git bak annen çağırıyo , sen duymadın ben duydum git bi bak...uzar gider.lanet velet.veledi zina.it.
İşte gerilirsin bi kısıtlısındır zaten , isilik falan olur oranda buranda.
Chapter Three: Giderler efendim.Gelmemecesine gitseler keşke dersin ama bilirsin ki başka bir iadeyiziyaretten sora tekrar beraber olacağızdır.
Giderler de bütün o derli toplu ev mahvolur ya işte anne söylenir de söylenir , senden yardım ister bazen , kimi kimi de yakınır , yok niye çıkmadın ayıp oldu da i yok niye çocuğu ağlattın da yok iki dakka rahat oturamadı hamiyet yengen de (hiç de hamiyet yengem olmadı , ben hamiyet hayriye falan sevmiyorum , yenge hele hiç sevmem , -gil li bişey sevmem ben , noluyo olum , nerden türüyo bunlar bi son verin şunlara. 'hayriye yengengil' bu mesela double kill olur , yanında selamettin eniştegil de varsa godlike alırsın! )
Neyse giderler , en güzel şey de akşam acıkınca gidip tırtıklayabileceğin artmış kekler börekler olmasıdır.En güzel tarafıdır bu.Hediye getirilen tatlı da cabası. ( bu '-da cabası' kalıbı şey gibi böyle , hoca da durur mu yapıştırmış cevabı! gibi, kötü, ne biliyim, sevimsiz.)
Böyle işte , buradan psp mi düşüren , bilgisayar ekranını parmak izi yapan , çizgiromanlarımın sırasını bozan , gitarın sap ayarını silip atan, penayı da kaybetmiş eşşoleşşek , böyle odada tepinip tepinip odamı havasız bırakan , yatağın örtüsünü oturup oturup kaydıran ( ki orda koltuk var eşşoleşşek yorganı ne dağıtıyosun) , her şeyin yerini değiştiren , lanet misafir çocuklarına seslenmek istiyorum.Bi daha gelmeyin lan!Daha gelmeyin!Öh!
meraba ben ayı, senin adın ne?
*iyi iyi hamidolsun. biraz şişkinlik oldu biliyo musun. şey oldu çünkü, böyle bayaa 2 paket
gofret
yedim ben bugün. bizim okulun besin makinelerine fantastiş yiyecekler gelmiş, kendimi tutamıyorum, mütemadiyen saldırıyorum. ama bu bambaşka bişey. kimseyle paylaşmak istemiyorum, bugün kütüphaneye giderken bi tane aldım, bi sundum ama yani içim gitti, anlatamam. ne biçim azaldı. sonra bi de çıkışta aldım ama açmadım, evde açtım, hepsini de yedim. o boş paketin dibinde de fındıkları birikiyo ya, onları da kafama diktim. osuruktan teyyare isimli bi gofrete vurulmayalı uzun zaman olmuştu.
*aslında onu bunu bırak da ben dertliyim biraz. sonisphere hayvanat bahçesi festivali var istanbulda. böyle Metallica ,Rammstein ,Manowar ,Heaven & Hell ,Slayer ,Megadeth ,Anthrax ,Alice in Chains ve bir sürü grup toplu katliam için geliyo. ben her zamanki gibi arkadaşları giden, kendi gidemeyen insanım tabii ki. o arkadaşlar her ''gelmiyo musun yea'' dediklerinde, pis pis sırıttıklarında, içimden ''van missisipi, tu missisipi...'' diye sayıyorum. sonra su çarpıyolar yüzüme bi köşede ayılıyorum, her zaman aynı sefillik. halbuki yapmasalar şunu, insan gibi alsalar biletlerini, İNSANCA!
*bi insan uzun zamandır görmediği bi arkadaşıyla karşılaştığı zaman '' bi ara görüşelim ya'' demiyorsa...demiyordur, uzatmanın bi anlamı olmadığını farkettim.
*böyle bi şarkıda abartılı bi solo atılır ya da zirveye çıkıldıktan sonra bi anda sakinler de bi piyano melodisi bi aprej bi bişey girer ya... işte o an, başka bi şarkı çaldığını sanıp '' bak bu şarkısı daha güzel'' diyen insana da buradan at the gates yolluyorum, komple.
*siyasi konulardan konuşulunca anasına bacısına küfür etmişsin gibi ciddileşen, gerilen insanlar var. ne biçim oluyo onlar öyle, ters bi bişey de, adamın aklını alıcakmış gibi sanki. deli midir nedir. feysbuk profilinde kendisi hakkındaki yere de '' siyaset, siyasi kitaplar, anti-imperialist hödödöödödö'' yazıyo ki çok havalı oluyo çünkü öyle yazınca. böyle aynı düşünceden bi karşı cins bulmak, tebrik almak, muhalif olmanın kolaylığından böbürböbür böbürlenmek. tı allah cezasını..tı..
*sakızı en optimal mesafeye 'ftıp' diye fırlatıp ona ölesiye abanma rekoru kırılır, na burdan oraya.
*bizim bi hocamız var, derste ''jethro tull'' dedi. ölür gibi olduk bi ara heyecandan. (biri de çok metalci olduğu için ''aaaaa oooo hocam o rak gurubu değil mi yea'' diye sordu, sordu ki hepimiz bilelim o çok sert metalci. hoca da bilirse yıldızlı pekiyi verir diye düşündü gibi) sonra hoca dedi ki o dedi sabanı bulan çiftçidir dedi. o anda durulduk. sonra ''uykusuz''dan bi karikatürü anlattı. öyle genç jenerasyona hitap edince sınıf bi meksika dalgasına başladı, aman yareppim, o uğultu bitti, herkes derse kulak kesildi. biz meksika dalgasıyla dışarda bulduk kendimizi, sonraki derse de girmedik. çok eminim ki bi münasebetsiz de çıkıp demiştir ''oo hoca kafaymış aaağbiiee'' diye. kimse o artık. pis.
*gördüğünüz gibi kıyametler koparıcak bi olay geçmedi başımdan ki anlatayım. az önce kedi dengesini kaybetti, yuvarlandı yere, çok güldüm. bas bas bağırıyo bi avuç mama için. son öğününü bi saat önce yemiş olduğunu da hatırlatıp belirteyim ki kendisi aslında bi kedi değil bizondur.*bugün ırklarına sınıflarına hakim olan mastırından özet-özel ferepe dersi aldım ben. kafanıza fayırbol atarım ha! hati!
Koşan insan tedirgin edicidir. Koşuşturan, tempolu koşan değil de, böyle bir şey kovalar ya da bir şeyden kaçıyormuş gibi koşan insanoğlu benim yüreğimi ağzıma getirir. Yolda yürüyorum, arkamda ''labada lubada'' ayak sesleri duyarsam hemen dururum. Böyle bildiğin hazır olda dururum. Paranoyaklaşırım, ne koşuyo lan bu arkamdan, beni mi yakalamaya çalışıyo acaba?! gibi düşünceler beynimi kemirir. Ne demeye yakalayacak beni, pek bi mantık emaresi yok tabii, ama o sırada paranoya etkileriyle olmadık şeyler düşünürüm. Dururum işte. Onu atlatmak için, ayakkabımı bağlar gibi yaparım. O geçer gider, ben de rahat ederim. (Zaten bu korku imparatorluğunun kurulması 11 Eylülden sonra başladı abiiieee - merhaba ben zeitgeist hayranıyım.)Hayır, niye koşuyosun öyle manyaklar gibi, sinsi gibi arkadan arkadan. Şeytan diyo sık biber gazını göz bebeğine.
Bi insan gülerken tesadüfen bana bakmışsa, tesadüfmüş, bilmem neymiş hiiiç de düşünemem. ''Niye bana bakıp gülüyo lan bu?!'' şeklinde başlarım, ''acaba benden nefret mi ediyo, acaba bişey yaptım da ona mı gülüyolar, oha bütün masa gülmeye başladılar, onlarda bakıyo, off noluyo ya, gidiyim ben burdan, ama ya giderken tökezlersem? oha ne biçim gülerler bi de. allaam sıkıştım kaldım. ne bakıyosunuz yaa?!'' diye sürüp gider. Çok insanlı ortamlardan çekinmemin bi nedeni de budur. Sevmem çok insan. Öyle 15- 20 kişi duruyolar en kritik noktalarda. Oralardan geçerken bi tedirginlik bi sıkıntı. Oradan geçerken bi tökezlesen, bi hapşursan da elin yüzün salya sümük olsa, tam o an elinden bişey düşürsen ya da ne biliyim rüzgar esse de saçların yüzünü kapasa, bişey göremezsen birine çarpsan düşsen falan, pü allah kahretsin, nasıl olur bi düşün. O anki terleme oranının haddi hesabı yok. Aynı şey çok havalı bi şekilde yürürken, ya da otobüste dolmuşta fren anında dengeyi kaybedince olur. Üstüne bir sürü insan bakar, güler, hımpfs hmpf diye içine içine güler, birbirlerine anlatırlar ''gahahgahagaha'' diye gülerler. Allah belanızı versin be, efendi gibi duramıyosunuz di mi? Kritik noktalarda kızlı erkekli gruplar. Sesli sesli gülmeler. Hoş oluyo mu? Ne bakıyosun lan? alla alla.
Bi ortamdan da ilk kalkıp giden olmayı hiç istemem. En son kalkayım, konuşulan her şeyden haberim olsun, arkamdan da konuşulamasın falan. Acelem de varsa potansiyel bi kaçını yanımda götürürüm. Msn'de toplu konuşmalardan da çıkmam, hiç bişey kaçırmak istemem, en sona kalırım, bok varmışcasına. Zaten kendimi bildim bileli gidilen misafirliklerde en son kalkanlar biz olmuşuzdur. Böyle kimisi olur, bi telaşla kalkarlar, yetişmeleri gereken yerler olur. Hiç öyle olamadık biz. Biz hep sona kalıp bulaşıklara yardım eden, etrafı toparlayan kesimden olduk. Ha güzel yanları da olmadı değil. Ev sahibi en kıymetli çikolatadan son kalanlara ikram etti hep. O en kıymetli madlenlerden yeme şerefine nail oldum. iyi bişey.
(gotik+emo)² kız ve bebek taklidi yapan kızdan sonra en tedirgin edicisi de kendini bişeyler kanıtlamak zorunda hisseden kızmış. Böyle salak saça girişimlerde bulunur, kendini rezil eder sonra da. Bayaa böyle tötümüzle güleriz, ama o devam eder. Salak insanın çekilmezliği yetmiyormuş gibi bir de herkesten cut-paste yaparak oluşturduğu patchwork kişiliği de cabası. Sürekli bişeylerden yakınmak çok mu havalı acaba lan? Böyle havalıymış gibi dertli dertli sigara içmek, ''abi yea'' diye konuşmak. Pislik. kızların ''abi'' demesi kadar irrite edici bir şey daha yok. Her cümlenin sonuna ''abi'' yapıştırınca da havalı oluyor demek ki. Kısfmet tabi.
Böylece bir tedirginlikler ve çekinceler bölümünün daha sonuna geldik. Eğer sizin de çekinceleriniz bir nba oyuncusu boyunu aşıyorsa, bize yazın. teknikokullar ankara. evvet.
